12 yıl önce bir kaza geçirdim ve tekerlekli sandalyeye mahkum kaldım. Henüz 3 yıllık evliydik. O karanlık hastane odasında eşime, ‘Yolun başındasın, git kendine yeni bir hayat kur, bana mahkum kalma’ dedim. Ellerimi sımsıkı tuttu ve tek bir cümle kurdu: ‘Ben senin ayaklarına değil, ruhuna aşık oldum. Sen yürüyemezsen ben senin dizlerin olurum; sen yorulursan ben senin nefesin olurum!’ Tam 5 yıldır beni kucağında taşıyor, bir gün bile ‘yoruldum’ demedi, bir gün bile gözlerime acıyarak bakmadı. Aksine, beni dünyanın en şanslı kadını hissettirdi. Sadakat; sevdiğin düşerken onunla birlikte yere diz çökmek ve orayı bir cennete çevirmekmiş. Sizin de ‘nefesim kesileni bırakmam’ dediğiniz o limanınız var mı?
Sen de düşünceni paylaş
Bu sohbete katıl
Düşüncelerini paylaşmak için giriş yapmalısın.